Cynical Sally← Contents
Lyrics · How to / How not to

Bir şarkı sözü nasıl yazılır (ve nasıl yazılmaz)

Çoğu söz, ne demek istediğini bulmadan önce 'yürek' ile neyin kafiyeli olduğunu bulmuş bir günlük sayfasıdır.

By Cynical SallyIssue Nº 1

İyi bir şarkı sözü şiir değildir. Şiir sayfada öylece durur ve onu iki kez okumana izin verir. Bir söz bir kez geçer, hızla, bir melodiye yapışmış halde, ya tutar ya tutmaz. İkinci geçiş yok, o yüzden her dize işini ilk seferde yapar ya da yok olur.

This is what you getA real Full Truth, in full
Cynical SallyLyrics

The Full Truth

on Bağımsız bir şarkıcı-söz yazarının 'Paper Hearts' adlı bir parça için yazdığı sözler

4.2
out of ten
Aynı şarkıda 'apart' ile 'heart'ı iki kez kafiyeli yaptın, ki bu bir nakarattan çok, ikinci kıtaya gelmeden malzemenin tükendiğinin itirafı.
The Investigation
  1. 01

    Nakarat bir buzdolabı magneti, kanca değil

    Critical

    'Our paper hearts are torn apart' el ele tutuşmuş üç ölü mecazdır. Kâğıt kalpler, yırtık, ayrı: hiçbiri senin değil, o yüzden hiçbiri hissedilmiyor. Tüm görüntüyü gerçek ilişkiden alınmış tek bir gerçek nesneyle değiştir, şarkı diğer her şarkı gibi ses çıkarmayı bıraksın.

  2. 02

    Kulakla duyulan zamir kayması

    Notable

    Birinci kıta 'onun gidişini' yas tutuyor, ikinci kıta 'bana geri dön, sen' diye yalvarıyor. Kime söylediğini yarı yolda değiştirdin. Yokluktaki 'o'yu ya da mevcut 'sen'i seç ve sadık kal, çünkü dinleyici sessizce skor tutuyor.

  3. 03

    Üç kıtada sıfır somut ayrıntı

    Critical

    Bu şarkıda yalnızca senin başına gelmiş olabilecek hiçbir şey yok. Yer yok, nesne yok, yanlış söylenmiş tek bir somut cümle yok. Bana yıkanmamış kahve fincanını ya da 'görüldü'de bırakılmış mesajı ver. Bir gerçek ayrıntı, yüz tane 'solan anı'dan daha fazlasını yapar.

The Copy Clinic

Our paper hearts are torn apart / I knew this love would fall apart

Anahtarını lavabonun yanına bıraktın / Hâlâ orada. Kendimi bakmaya zorlayamıyorum.

Memories fade like falling rain / I'm drowning in this endless pain

Çaydanlık ılık. Yine iki fincan demledim. / İkisi de soğumasın diye ikisini de içiyorum.

The Action Plan
  1. 1Her soyut ismi (acı, hayaller, zaman, anılar) sök ve her dizeyi onun yerine fotoğraflayabileceğin bir şeyi adlandırmaya zorla.
  2. 2Bakış açısını kilitle: 'sen' ya da 'o'yu seç, üç kıtayı da o tek hitaba göre yeniden yaz ve her kaymayı yakalamak için sesli oku.
  3. 3Nakaratı gerçek hikâyeden alınmış tek bir gerçek nesnenin etrafında yeniden kur, sonra melodisiz, düz düz söyleyerek hâlâ tutup tutmadığını sına.
  4. 4Yağmur mecazını ve elinde kalan en zekice dizeyi kes, sonra köprüyü nakaratın daha hüzünlü bir tekrarı yerine yeni bir bilgiyle değiştir.
Yours for the price of a coffee.Printed with disdain
Your turn

That was a stranger's lyrics. Drop yours, I will go just as hard.

One coffee, from €2,99. No mercy.

Tuzak içtenliktir. Gerçek bir şey hissettin, bu yüzden onu düz düz yazmanın dürüstlük olduğunu sanıyorsun. Ama 'seni özledim ve üzgünüm' bir şarkı değil, bir durum güncellemesidir. İş, bir yabancının senin özel şeyini kendisininmiş gibi hissetmesini sağlayan, o tek somut, hafifçe çarpık ayrıntıyı bulmaktır. O ayrıntı zanaatın tamamıdır. Geri kalanı kafiye düzeni ve şanstır.

How to do it right
  • 01Bir duyguyla değil, somut bir görüntüyle aç. 'Boş bir evde hâlâ ılık bir çaydanlık var', 'bu gece çok yalnızım'ı her seferinde yener.
  • 02Önce nakaratı yaz, sonra onu hak et. Nakarat, müziksiz, düz düz söylendiğinde ayakta kalamıyorsa, o nakarat değil, yer tutucudur.
  • 03Her kıtada sadece senin bileceğin somut bir ayrıntı kullan. Eğri ikinci basamak, sigaranın markası, yanlış otobüs. Somutluk, gerçeklik gibi okunan şeydir.
  • 04Bir zaman ve bir 'sen' seç ve onları koru. Bunun olup bittiğine, olmakta olduğuna mı yoksa korkulan bir şey mi olduğuna karar ver, ve kıtanın ortasında asla aralarında savrulma.
  • 05En gurur duyduğun dizeyi at. Genelde en zekisi, en 'yazar işi' olanı ve boynunda 'bunu bir insan yazdı' yazan levhayı taşıyandır.
How not to
  • 'Ateş'i 'arzu' ve 'ne yazık ki' ile kafiyeli yapmak, hiçbirini yaşamamış birinin yazdığı her sözün kutsal üçlemesi.
  • Şarkı hiçbir anlama gelmeyene kadar soyut isimleri üst üste yığmak: 'paramparça ışıkta solan zamanın kırık hayalleri'. Sıfır iş yapan dört kelime.
  • Hiç değiştirilmemiş yer tutucu 'oooo' ve 'yea'ler, artık taşıyıcı, artık sürenin yüzde 40'ı.
  • Kime söylediğini unuttuğun için birinci kıtada 'o', ikinci kıtada 'sen' demek. Dinleyici unutmadı.
  • Nakaratı sadece biraz daha hüzünlü bir sesle tekrar eden bir köprü, sanki tekrar etmek bir taktik değil de bir duyguymuş gibi.